Dünya yazarları kitlesel gözetlemeye karşı bildiri yayınladı

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla,

83 ülkeden aralarında 5 Nobelli yazarın da bulunduğu 530 yazar, “Dijital çağda bir demokrasi savunması” başlıklı kitlesel gözetlemeye karşı ortak manifesto yayınladı.

Nobelli yazarlar Orhan Pamuk, J.M. Coetzee, Elfriede Jelinek, Günter Grass ve Tomaz Tranströmer’in imza attığı deklarasyona, Türkiye’den Yaşar Kemal, Buket Uzuner ve Murathan Mungan destek verdi.

BM’yi sanal takibe karşı Uluslararası Dijital Haklar Beyannamesi oluşturmaya davet eden açıklama bugün İngiltere’de The Guardian, Almanya’da F.A.Z., Fransa’da Le Monde, Türkiye’de Hürriyet olmak üzere 30 ülkede birer gazetede yayınlanıyor.

‘Kitlesel gözetlemeye karşı yazarlar inisiyatifine’ ‘www.change.org/gozetleniyoruz’ adresinden destek vermek mümkün. İşte o deklarasyon: 

“KİTLESEL gözetlemelerin son aylarda arttığı bilinen bir gerçek. Devlet, birkaç tık ile cep telefonunuza, e-mailinize, sosyal ağlarınıza ve internette yaptığınız aramalara ulaşabiliyor.
Politik eğilimlerinize, eylemlerinize ulaşılabiliyor. İnternet şirketlerinin işbirliği ile bilgileriniz toplanıyor ve depolanıyor, böylece yapacağınız tüketim ve alışkanlıklarınız öngörülebiliyor.
Bireyin dokunulmaz bütünlüğü demokrasinin temel taşıdır. İnsan bütünlüğü bedenin ötesindedir. Bütün insanların düşüncelerinde, kişisel çevrelerinde ve iletişimlerinde gözetlenmeme ve rahat bırakılma hakkı vardır.
Bu temel insan hakkının içi, kitlesel gözetleme amacı ile teknolojik gelişmelerin devletler ve şirketler tarafından kötüye kullanımı yoluyla boşaltılmış, hükümsüz kılınmıştır.
Gözetleme altında olan biri artık özgür değildir; gözetleme altında olan bir toplumda ise demokrasi yoktur. Demokrasinin geçerliliğini sürdürebilmesi için, demokratik haklarımız gerçek alanda olduğu kadar sanal alanda da uygulanmalıdır.

* Gözetleme, özel alan ihlalidir ve düşünce ve ifade özgürlüğünü tehlikeye sokar.
* Kitlesel gözetleme her bir vatandaşı potansiyel şüpheli olarak görür. Tarihi miraslarımızdan biri olan masumiyet karinesini alt üst eder.
* Gözetleme, devlet ve şirketler gizlilik içinde hareket ederken bireyi şeffaf kılar. Gördüğümüz gibi bu güç sistemli olarak kötüye kullanılır.
* Gözetleme hırsızlıktır. Bu bilgiler kamu malı değildir: bize aittir. Davranışlarımızı öngörmek için kullanıldığında, başka bir şeyden yoksun bırakılırız: demokratik özgürlüğün olmazsa olmazı olan hür irade ilkesi.

Herkesin, demokratik vatandaşlar olarak, kişisel verilerinin yasal yollardan hangi ölçüde ve kimler tarafından toplanabileceğine, saklanabileceğine, işlenebileceğine karar verme; bu verilerin nerede saklandığı ve nasıl kullanılacağı hakkında bilgi sahibi olma; verilerin yasal olmayan biçimlerde toplanması durumunda silinmesini sağlama HAKKINA SAHİP OLMASINI TALEP EDİYORUZ.

TÜM DEVLETLERİ VE ŞİRKETLERİ bu haklara saygılı olmaya davet ediyoruz.
TÜM VATANDAŞLARI bu hakları korumaya çağırıyoruz.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİ dijital çağda insan haklarının korunmasının önemini kabul etmeye ve Uluslararası Dijital Haklar Beyannamesi oluşturmaya davet ediyoruz.
TÜM DEVLETLERİ bu anlaşmayı imzalamaya ve bağlı kalmaya davet ediyoruz.”

BU DİJİTAL FAŞİZMDİR

Zeynep BİLGEHAN

Türkiye’den manifestoya destek veren dört yazardan biri olan Buket Uzuner sorularımızı cevapladı.

Bildiriye imza atma gerekçeniz nedir?
- Kişisel mahremiyetin korunması kadar, basın özgürlüğünü de ilgilendiren ‘dijital gözetlenmeme hakkı’, düşünce özgürlüğünün çok önemli bir parçası olduğu ve internet de artık hepimizin hayatının içinde yer aldığı için bu bildiriye imza attım.

Sizce ‘gözetlenmeme hakkı’ diğer konularla kıyaslandığında neden önemli bir insan hakkı?
- ‘Dijital Gözetlenmeme hakkı’, mahremiyetin insan özgürlüğü için hayati önem taşıması bakımından hepimizi ilgilendiren bir haktır. Bir kere gözetlendiğinizi, internetteki özel mektup ve iş yazışmalarınızın takip edildiğini düşünmeniz bile bir tehdit halidir ve zaten kendinize sınırlar koymaya başlamanıza yol açar, çünkü sonunun nereye varacağını bilemezsiniz. Bilgi çağında yaşamakla böbürlenen insan medeniyeti için sanal ortamda gözetlenme, otosansürden başlayarak yaratıcılığı, düşünce üretimini yok ettiği gibi şeffaflık, özgür gazetecilik, halkın bilgilenme hakkına, demokrasiye ket vurur. Bu yüzden mahremiyet, insan özgürlükleri için hayatidir.

Her şeyimizin dijital olduğu bir dünyada sizce ‘gözetlenmemek’ mümkün mü?
- Sorun internet değil, güç savaşı. Özel hayatlar dahil bilgiyi kim kontrol ederse geleceği de o kontrol edecek! İnsanlar hakkında bilgi edinip, bunu gerektiğinde insanları korkutmak ve susturmak için kullanmak üzere dijital gözetleme yapılıyor. Buna ‘dijital faşizm’ denebilir belki de. ‘Dijital dünyada yokum’ demek artık bir lüks, çünkü faks ve pullu mektuplar, gözümüzün önünde tarih olmaya başladı çoktan. Ancak, insan zekası, dijital teknolojiye rağmen kişisel mahremiyetini korumanın yollarını da bulmak ve elde etmek için mücadele edecektir.